
Türkiye’de gazetecilik, ne yazık ki bir “olay yeri inceleme” memurluğuna indirgenmiş durumda. Yangın söndükten sonra külleri saymayı “araştırmacılık” sanan, olanı biteni (o da işine geldiği gibi) aktarmayı başarı sayan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Oysa gerçek gazetecilik; olanı değil, olması muhtemel olanı sezen, fırtına kopmadan barikatı kuran ve toplumu bekleyen tehlikelere karşı uyaran bir ileri karakoldur.
Kutsal Emanetten, Alkış Mangasına
Gazetecilik, özünde peygamberane bir mirası taşır: Doğruyu, hak ile aktarmak. Bu mesleğin mükafatı popülarite değil, hakikatin tecellisidir. Ancak bugün gelinen noktada, kalemler hakikatin değil, konforun hizmetinde. Bir yanda efendisini alkışlamaktan avuçları patlayanlar, diğer yanda sadece karşı tarafa saldırmayı “muhaliflik” sanan tetikçiler… Ortada ise ne bilgi var, ne de öngörü.
Sezi Yok, Sadece Gürültü Var
Gerçek bir gazeteci, satranç oyuncusu gibidir; hamleyi üç adım önceden sezer. Türkiye’de ise medya, sadece tahtadaki taşı kimin yediğini bağırarak anlatıyor.
- Öngörü: Bir bölgedeki askeri hareketliliği görüp, bunun iki yıl sonraki gıda krizini tetikleyeceğini analiz etmek ve tedbir alınması için devleti/toplumu uyarmaktır.
- Gerçeklik: Haber bültenlerinde “Domates neden pahalandı?” diye birbirine bağıran, analiz yerine hakaret savuran “yorumcu” kalabalığıdır.
Popülerlik Virüsü: “En Çok Bağıran Haklıdır”
Bugün Türkiye’de “gazeteci” etiketi; en iyi küfredene, en hızlı saf değiştirene ve en yüksek sesle alkışlayana veriliyor. Mesleğin o ağırbaşlı, araştırmacı ve stratejik yanı, yerini bir tür dijital gladyatörlüğe bıraktı. Bilgiyle ikna edemeyenler, hakaretle susturmaya çalışıyor. Vizyon ve misyon; yerini günlük reytinge ve “kimin adamı” olduğuna bıraktı.
Geleceği İnşa Etmeyen Kalem Kırıktır
Eğer bir kalem, topluma “ne olacağını” söyleyemiyor, yaklaşan tehlikeye karşı tenkit ve tavsiyede bulunamıyorsa; o kalem sadece kağıt israfıdır. Gazetecilik aktarmaktır, evet; ama önce hakikati keşfetmektir. Bugünün “popüler” figürleri unutulup gidecek, ancak ferasetiyle toplumu uyaranların mirası asırlarca yaşayacaktır.
#Büyaminerdemir



